|
Bölüm I
Sıradan bir iş günü... Koşuşturmalar, kovalamalar, yetişmesi
gereken işler ve toplantılar! Dijiyama projeleri noktalıyor,
yeni projelere başlıyor. Durak yok, soluk yok!
Tüm bu stres, karmaşa arasından çıkıp; dışarıdaki trafiğe,
gürültüye, kalabalığa karışıp, “özel” bir şeyler satın almak
için ne kadar zamanım var? Saatler ayarlansa, ne kadar sürede
geri dönebilirim?
Önce, “özel” bir şeyler satan bir yer bulmalıyım. Sonra reyonları
dolaşıp, raftakileri aheste aheste, keyifle, evire çevire
incelemek lazım. Olmadı, uymadı; bir başka mağazaya girerim.
Orada “özel” bir şeyler bulursam, bu sefer de kasa kuyruğu!
Peki ya zaman!
Biz, internetten alışveriş yapmaya başladığımızdan beri,
bu tür kâbuslar görmüyoruz.
Bölüm II
İnternetten alışverişin rahatlığına alıştık. Biz alışırken,
e-ticaret siteleri de hızla çoğaldı. Herhangi bir semt pazarından
ya da dev bir alışveriş merkezinden çok daha fazlasını bulabileceğimiz
sınırsız bir Pazar ağının içindeyiz artık. Gelişimin ve değişimin
hızı, bizi de peşine taktı.
Birden, kontrolsüz büyüyen bu sınırsız pazar içinde dört
dönerken bulduk kendimizi.
Alışveriş esnasında, ekranın neresinden açıldığını bilmediğimiz
promosyon pencereleri, semt pazarlarında yakamıza yapışan
“bir alana, bir bedava”cılardan farksızdı. Çiçek ararken,
listede beliren bilgisayar donanım parçaları ne alakaydı?
Sitelerin tasarım karmaşası, semt pazarlarının tezgâh lâbirentlerini
andırıyordu. Ürün detayları, yazım yanlışlarıyla dolu baştan
savma cümlelerle anlatılırken, bir anda anasayfa butonunun
yerini bulamıyorsunuz. Bu panayır yeri içinde, kaybolmamak
elde değil!
Kabus geri dönmüştü!
Yetmez gibi, sıkıntılar alışveriş sonrasında da devam etmekteydi.
Satın aldığımız ürün ve servis birleşimi karşılığında sunulan
garanti ve kalite, birbirine tam oturmuyordu. Oysa biz, rahatlığın
yanında, garanti ve kalite de istiyoruz!
Bölüm III
E-ticaret sitelerinin arsızlığına ve yersizliğine isyan ettiğimiz
bir gün, Dijiyama Stüdyoları'nın pencerelerinden İstanbul
sokaklarına taşan çığlıklar eşliğinde internet bağlantılarımızı
koparıp, ekranlarımızı kapattık! Şehr-i İstanbul’un tarihi
sokaklarına diktik gözlerimizi:
O, 1800’lerin İstanbul’undaki, zarif Hanımefendilerin ve
nazik Beylerin kibarca içeri davet edildiği mağazaları hayal
ettik. Nerede O sade, şık tasarımlarıyla müşterisini selamlayarak
buyur eden tarihi pasajlar! Mağaza sahibi ve müşterisi arasında
saygılı ve içten hitaplar, güvene dayalı ilişkiler, bağlılıklar.
Bugün çağın giderek artan curcunası içinde, bunlar yaşatılabilir
miydi?
Birileri silinmeye yüz tutmuş değerleri, çağın karmaşası
içinden çekip çıkarmalıydı. 1800’lerin zarafetini, 2000’lerin
teknolojisinde görmek istiyorduk. İncelikli, detaycı, özellikli
ürünler ve hizmet istiyorduk.
Biz “özel” bir e-ticaret sitesinden, “özel”
ürünler satın almayı tercih ediyorduk.
Bölüm IV
Bütün bu eksiklikleri biz doldurabilirmiyiz diye düşündük
ve kolları sıvadık.
Dijiyama içinde bir anda parlayan fikir; bilinçli
araştırmalar, detaylı incelemeler ve planlı çalışmalar sonucunda
ÇiçekPasajı.com olarak hayat buldu.
Bizim aradığımızı arayan, bizim gibi düşünen bireysel
ve kurumsal üyelerimize, profesyonel ve eğlenceli bir
şekilde ulaşmayı amaçladık. Hedefimiz, yaptığımız işte kusursuz
olmak. Bize güç veren kilit sözcüklerimiz ise yüksek kalite,
kişiye özel hizmet ve “değer vermek”...
|